Şunun daha fazla şarkısı: Pitbull
Şunun daha fazla şarkısı: Gabry Ponte
Açıklama
Şehir gürültülü, vitrinler parıldıyor ve bu ışık dansında o ortaya çıkıyor - trafik ışıklarının bile sırasını unuttuğu kişi. Her şey her zamanki gibi görünüyor: topuklar fayanslara vuruyor, vitrinler ışıkları ve bakışları yansıtıyor. Ama bu yürüyüşte tehlikeli ve hipnotik bir şey var, sanki eski bir piyanonun kendinden emin akorları gibi, ardından biri tutkunun nasıl ses çıkardığını hatırlamış gibi.
Ve yanında - sonsuz gözlemci, romanın kahramanı değil, ama açıkça vitrinlerin ve hayallerin müdavimi. Kafasında ritim, sıcaklık ve hafif bir çılgınlık var. O romantik değil, gurme. Güzel şeyler onda heyecan değil, iştah uyandırır - öyle ki, şekerci dükkanı bile sade bir dükkan gibi görünür. Burada mezara kadar sürecek aşk söz konusu değil - daha çok hayatın dans pistine çağırması ve deneme kabininin aynasından göz kırpması söz konusu.
Her şey hızlı, cüretkar ve ateşli bir şekilde gerçekleşir. Etrafta aynı sokak, aynı gürültü ve aynı gün olsa da, nakaratlar arasında dünyanın biraz daha parlak hale geldiği hissedilir. Sadece güzel bir kadın geçti.
Sözler ve çeviri
Orijinal
Pretty woman, walking down the street.
Pretty woman, the kind I like to meet. Pretty woman,
I don't believe you. You're not the truth.
No one could look as good as you.
Mase.
I -love me some pretty women. -Yeah.
All around the world, there's so many women.
-Yeah. -I'm like a little kid in a candy store.
I wanna eat it all till I can't no more. Now do like J. Lo and hit the floor.
While I bust a rhyme and you give me some more. I need you to move like a kick in the door.
-Uh-huh. -Me plus three equals fo' sure. Let's go.
-Now come on, baby, light my fire. -Uh-huh.
With you and the passion and lust, let's ride. I don't get jealous, not my style.
For the locuras I love, let's get wild.
Pick a bathroom, parking lot, or a dressing room at the mall.
Matter of fact, let's do 'em all tomorrow.
-Dale. -Pretty woman, stop a while.
Pretty woman, talk a while.
Pretty woman, give your smile to me.
Pretty woman, walking down the street.
Pretty woman, the kind I like to meet. Pretty woman,
I don't believe you. You're not the truth.
No one could look as good as you.
Mase.
Pretty woman.
Türkçe çeviri
Güzel kadın sokakta yürüyor.
Güzel bir kadın, tanışmaktan hoşlanacağım türden. Güzel kadın,
Sana inanmıyorum. Sen gerçek değilsin.
Kimse senin kadar güzel görünemez.
Mase.
Bazı güzel kadınları seviyorum. -Evet.
Dünyanın her yerinde o kadar çok kadın var ki.
-Evet. -Şekerci dükkanındaki küçük bir çocuk gibiyim.
Artık yiyemeyecek duruma gelene kadar hepsini yemek istiyorum. Şimdi J. Lo'yu beğenin ve yere yatın.
Ben bir kafiyeyi bozarken sen bana biraz daha ver. Kapıya tekme atar gibi hareket etmeni istiyorum.
-Hı-hı. -Ben artı üç eşittir elbette. Hadi gidelim.
-Hadi bebeğim, ateşimi yak. -Hı-hı.
Seninle, tutku ve şehvetle, hadi gidelim. Kıskanmıyorum, benim tarzım değil.
Sevdiğim locuralar için hadi çılgına dönelim.
Alışveriş merkezinde bir banyo, otopark veya giyinme odası seçin.
Aslına bakarsanız hepsini yarın yapalım.
-Dale. -Güzel kadın, biraz dur.
Güzel kadın, biraz konuş.
Güzel kadın, gülümsemeni bana ver.
Güzel kadın sokakta yürüyor.
Güzel bir kadın, tanışmaktan hoşlanacağım türden. Güzel kadın,
Sana inanmıyorum. Sen gerçek değilsin.
Kimse senin kadar güzel görünemez.
Mase.
Güzel kadın.