Açıklama
Sabahın tazeliği, küçük mutluluklara yer olduğunda birdenbire daha sıcak hale gelir: mutfakta omlet, acele bir öpücük, uykudan sonra henüz dağılmamış bir rüya. Buradaki aşk, erken saatlerdeki Seul'e benzer: gürültülü, parlak, ama en basit ayrıntılarında çok samimi. Trafik sıkışıklığı bile artık sinir bozucu bir arka plan olmaktan çıkar ve geri dönmek istediğiniz kişiyi hatırlatan bir şey haline gelir. Biraz naif, biraz sinematik, ama dürüst: gülümseme gerçekten bağımlılık yapabilir.
Sözler ve çeviri
Orijinal
Fresh love in Seoul.
An omelet in the morning.
A sweet kiss you gave me.
A beautiful dream we dream.
A taxi to work.
I can't stop thinking 'bout you.
I'm addicted to your smile.
Fresh love in Seoul.
Ooh, how can I be so sure?
Ooh, that this love is true?
Ooh, how can I be so sure?
Ooh, that this love is true?
Way back to home.
I hate every single car in this traffic jam.
I wish you still there.
Wish you still here.
Türkçe çeviri
Seul'de taze aşk.
Sabah omlet.
Bana verdiğin tatlı bir öpücük.
Kurduğumuz güzel bir rüya.
İşe gitmek için bir taksi.
Seni düşünmeden duramıyorum.
Ben senin gülüşüne bağımlıyım.
Seul'de taze aşk.
Ah, nasıl bu kadar emin olabiliyorum?
Ah, bu aşk gerçek mi?
Ah, nasıl bu kadar emin olabiliyorum?
Ah, bu aşk gerçek mi?
Eve dönüş yolu.
Bu trafik sıkışıklığında her arabadan nefret ediyorum.
Hala orada olmanı diliyorum.
Hala burada olmanı dilerim.