Açıklama
Bu “konak”ın duvarları içinde rahatsız edici bir sessizlik var - her türlü çığlıktan daha güçlü bir baskı yaratan aşırı bir sessizlik. Her satır, boş odalarda adım atıyormuş gibi geliyor, toz bir zamanlar burada canlıların yaşadığını hatırlatıyor. Vücut yaşlı hissediliyor, yıllar geçirdiği için değil, anıların ağırlığı omuzlarında olduğu için.
Kelimeler, cevaplardan çok boşluk içeren bilmecelere dönüşüyor. “Kimsin sen?” - yanıt aramayan, sadece şüphelerin kapılarını daha da aralayan bir soru. Kapı kolundaki kuru yaprak, koridordaki su izleri - kaybolmuş dünyaların sembolleri haline gelen önemsiz ayrıntılar.
Bu müzikte sevinç vaat ediliyor, ama yolun yarısında bozuluyor. Geriye sadece çürümenin tuhaf güzelliği kalıyor - hem dönüp bakmak istemediğiniz, hem de bir saniye daha bakmak istediğiniz türden bir güzellik.
Görsel efektler ve renklendirme: Elijah Seger
Sözler ve çeviri
Orijinal
Murder my body.
Infusation,
I can't stand it.
Murder,
I follow the trail of lights back to you.
I went too far.
Murder, you speak the language with no questions. I look back at you.
Who are -you?
-You're the only one here.
Who are -you? -Follow the trail.
Who are you?
This may be -my final words. -Murder,
I place my bet on a future that we call joy.
You're being broken.
Yeah, you're broken.
Türkçe çeviri
Bedenimi öldür.
infüzyon,
Dayanamıyorum.
Cinayet,
Işıkların izini takip ederek sana dönüyorum.
Çok ileri gittim.
Cinayet, dili soru sormadan konuşuyorsun. Sana dönüp bakıyorum.
Sen kimsin?
-Buradaki tek kişi sensin.
Sen kimsin? -İzi takip et.
Sen kimsin?
Bu son sözlerim olabilir. -Cinayet,
Bahisimi neşe dediğimiz bir geleceğe koyuyorum.
Kırılıyorsun.
Evet, kırılmışsın.