Açıklama
Herhangi bir sirenden daha yüksek sesli bir sessizlik vardır. Bu sessizlikte, parmakların arasında dağılan bir şeyi tutmaya çalışır gibi titreyen bir ses vardır. Buradaki aşk, filmlerdeki gibi havai fişekler ve yağmur altında sarılmalarla dolu bir aşk değil, nefes almanın acı verdiği ama yine de bırakamadığın bir aşk. Müzik, geri dönülmeyecek bir sıcaklığın anısı gibi akıyor. Ve bu sadelikte tüm dürüstlük yatıyor: bazen en güçlü insan bile, tutunmaya değer olan kişi gittiğinde yıkılır.
Ortak sanatçı: Adele Edkins
Yapımcı, ses mühendisi, stüdyo müzisyeni: Fraser T. Smith
Ses mühendisi: Beatrice Artola
Ses mühendisi: Isabel Zeelig-Morley
Stüdyo müzisyeni: Rosie Danvers
Stüdyo müzisyeni: Amy Stanford
Stüdyo müzisyeni: Ash Soan
Stüdyo müzisyeni: Eleanor Matheson
Stüdyo müzisyeni: Emma Owens
Stüdyo müzisyeni: Hayley Pomfret
Stüdyo müzisyeni: Jane Oliver
Stüdyo müzisyeni: Jenny Sasha
Stüdyo müzisyeni: Joe Allen
Stüdyo müzisyeni: Kotono Sato
Stüdyo müzisyeni: Lucy Shaw
Stüdyo müzisyeni: Natalie Bonner
Stüdyo müzisyeni: Rastom Pomeroy
Stüdyo müzisyeni: Stephanie Cavie
Stüdyo müzisyeni: Steve Price
Müzik yayıncısı: Harry Fox Agency
Müzik yayıncısı: CMRRA
Müzik yayıncısı: Chrysalis Music Publishing Ltd
Müzik yayıncısı: Universal Music Publishing Ltd.
Müzik yayıncısı: BMG Rights Management
Besteci ve söz yazarı: Adele Edkins
Besteci ve söz yazarı: Fraser T. Smith
Aranjman: Rosie Danvers
Sözler ve çeviri
Orijinal
I let it fall, my heart.
And as it fell, you rose to claim it.
It was dark and I was over.
Until you kissed my lips and you saved me.
My hands, they were strong. But my knees were far too weak.
To stand in your arms without falling to your feet.
But there's a side to you that I never knew, never knew.
All the things you'd say, they were never true, never true.
And the games you play, you would always win, always win.
But I set fire to the rain, watched it pour as I touched your face.
Well, it burned while I cried 'cause I heard it screaming out your name, your name.
When I lay with you
I could stay there, close my eyes. Feel you here forever.
You and me together, nothing is better.
'Cause there's a side to you that I never knew, never knew.
All the things you'd say, they were never true, never true. And the games you'd play, you would always win, always win.
But I set fire to the rain, watched it pour as I touched your face.
Well, it burned while I cried 'cause I heard it screaming out your name, your name.
I set fire to the rain and I threw us into the flames.
When it fell, something died 'cause I knew that that was the last time, the last time. Sometimes I wake up by the door.
That heart you caught must be waiting for you.
Even now, when we're already over.
I can't help myself from looking for you.
I set fire to the rain, watched it pour as I touched your face.
Well, it burned while I cried 'cause I heard it screaming out your name, your name.
I set fire to the rain and I threw us into the flames.
When it fell, something died 'cause I knew that that was the last time, the last time.
Oh, oh no. And it burned.
Oh, and it burned.
And it burned.
Türkçe çeviri
Düşmesine izin verdim, kalbim.
Ve o düşerken sen onu talep etmek için ayağa kalktın.
Karanlıktı ve ben bitmiştim.
Ta ki dudaklarımı öpüp beni kurtarana kadar.
Ellerim güçlüydü. Ama dizlerim çok zayıftı.
Ayağa düşmeden kollarınızın arasında durmak.
Ama senin hiç bilmediğim, hiç bilmediğim bir yanın var.
Söyleyeceğin her şey asla doğru değildi, asla doğru değildi.
Ve oynadığın oyunlar her zaman kazanırsın, her zaman kazanırsın.
Ama yağmuru ateşe verdim, yüzüne dokunduğumda yağmasını izledim.
Ben ağlarken yandı çünkü senin adını, senin adını haykırdığını duydum.
Seninle yattığımda
Orada kalabilirdim, gözlerimi kapatabilirdim. Seni sonsuza kadar burada hissediyorum.
Sen ve ben birlikte, hiçbir şey daha iyi olamaz.
Çünkü senin hiç bilmediğim, hiç bilmediğim bir yanın var.
Söyleyeceğin her şey asla doğru değildi, asla doğru değildi. Ve oynayacağınız oyunları her zaman kazanırsınız, her zaman kazanırsınız.
Ama yağmuru ateşe verdim, yüzüne dokunduğumda yağmasını izledim.
Ben ağlarken yandı çünkü senin adını, senin adını haykırdığını duydum.
Yağmuru ateşe verdim ve bizi alevlerin içine attım.
Düştüğünde bir şeyler öldü çünkü bunun son, son sefer olduğunu biliyordum. Bazen kapının önünde uyanıyorum.
Yakaladığın o kalp seni bekliyor olmalı.
Şimdi bile, işimiz çoktan bitmişken.
Seni aramaktan kendimi alamıyorum.
Yağmuru ateşe verdim, yüzüne dokunduğumda yağmasını izledim.
Ben ağlarken yandı çünkü senin adını, senin adını haykırdığını duydum.
Yağmuru ateşe verdim ve bizi alevlerin içine attım.
Düştüğünde bir şeyler öldü çünkü bunun son, son sefer olduğunu biliyordum.
Ah, ah hayır. Ve yandı.
Ah, ve yandı.
Ve yandı.