Açıklama
Gece yine uykusuz - daha doğrusu, uyuyormuş gibi yapıyor. Pencerenin dışında her şey sessizleşti, buzdolabı bile daha seyrek nefes alıyor, ama içeride tam tersine, düşünceler, planlar ve yarı uydurma konuşmalardan oluşan bir festival başlıyor. Hareketsiz yatıp, inatla sessizliğini koruyan tavana bakmasaydım, bir roman yazabilirdim galiba.
Uyku eşikte duruyor, ama her seferinde, girmek üzereyken, kafamda yeni bir düşünce beliriyor - ve yine “ey, ya eğer” diye. Zaman bulanıklaşıyor, saatin ibreleri arka plan gibi oluyor - sadece bir gürültü. Ve işte sabah oldu, oysa az önce “beş dakika kala” idi. Dünya hala uyuyor, ama biri yine şafağı bekliyor, çenesini eliyle destekleyerek, gecenin yavaşça çekip gitmesini dinliyor, puanla galip geliyor.
Sözler ve çeviri
Orijinal
bijna vijf voor twaalf. Ik zet wat dingen op een rij.
Wat simpele gedachten dansen één voor één voorbij.
Ik probeer het los te laten, maar er schiet zoveel door me heen en het is bijna vijf voor één.
Tien voor half twee. Ik duw de dekens van me af.
Ik stel hardop wat vragen, maar het plafond zwijgt als het graf.
Heel de wereld slaapt, maar ik zit vol met energie.
Mijn god, wat vliegt de tijd. Het is al tien voor half drie.
Slapeloze nachten. Wakker met mijn ogen dicht.
Ik hink op tien gedachten. Aan de horizon al licht.
Dit is de tweede nacht alweer en ik verdraag het echt niet meer.
Rusteloze uren.
Ik probeer uit alle macht, maar ik word ingehaald door de nacht.
Zeven over vier. Ik volg een schaduw op de muur.
Eruit om wat te drinken. Het is olie op het vuur.
Achter de piano. Ik ben weer volop in bedrijf.
De nacht is zo voorbij. Het is al zeven over vijf.
Slapeloze nachten. Wakker met mijn ogen dicht.
Ik hink op tien gedachten. Aan de horizon al licht.
Dit is de tweede nacht alweer en ik verdraag het echt niet meer.
Rusteloze uren.
Ik probeer uit alle macht, maar ik word ingehaald door de nacht.
O, slapeloze nachten. Wakker met mijn ogen dicht.
Ik hink op tien gedachten. Aan de horizon al licht.
Dit is de tweede nacht alweer en ik verdraag het echt niet meer.
Rusteloze uren.
Ik probeer uit alle macht, maar ik word ingehaald door de nacht.
Ik lig hier en ik wacht.
Türkçe çeviri
neredeyse beş ila on iki. Bazı şeyleri sıralayayım.
Bazı basit düşünceler birer birer dans ediyor.
Gitmesine izin vermeye çalışıyorum ama aklımdan o kadar çok şey geçiyor ki, neredeyse bire beş.
İki buçuka on kala. Üzerimdeki örtüleri itiyorum.
Bazı soruları yüksek sesle soruyorum ama tavan mezar kadar sessiz.
Bütün dünya uyuyor ama ben enerji doluyum.
Tanrım, zaman nasıl da uçup gidiyor. Saat zaten üçe on buçuk var.
Uykusuz geceler. Gözlerim kapalı uyandım.
On düşüncem kaldı. Ufukta zaten ışık var.
Bu zaten ikinci gece ve buna gerçekten daha fazla dayanamıyorum.
Huzursuz saatler.
Tüm gücümle deniyorum ama geceye yetişiyorum.
Dördü yedi geçiyor. Duvardaki gölgeyi takip ediyorum.
Bir içki içmek için dışarı çıktım. Ateşin yakıtı bu.
Piyanonun arkasında. Tekrar işe döndüm.
Gece yakında bitecek. Saat zaten beşi yedi geçiyor.
Uykusuz geceler. Gözlerim kapalı uyandım.
On düşüncem kaldı. Ufukta zaten ışık var.
Bu zaten ikinci gece ve buna gerçekten daha fazla dayanamıyorum.
Huzursuz saatler.
Tüm gücümle deniyorum ama geceye yetişiyorum.
Ah, uykusuz geceler. Gözlerim kapalı uyandım.
On düşüncem kaldı. Ufukta zaten ışık var.
Bu zaten ikinci gece ve buna gerçekten daha fazla dayanamıyorum.
Huzursuz saatler.
Tüm gücümle deniyorum ama geceye yetişiyorum.
Burada yatıyorum ve bekliyorum.