Açıklama
Yağmur, ağaç ve sessizliğe kızmış eski bir gitar kokuyor. Her şey, uzun zamandır ışık yakılmamış bir odadan geliyor gibi geliyor - sadece lambanın yumuşak ışığı ve pişmanlıkla dolu bir ses. Müzik, sonbahar yaprakları gibi hışırdıyor ve her akorda, veda etmeden giden o yazın geri getirilmeye çalışılıyor.
Burada sesli ağlamıyorlar, şarkı sözleri aracılığıyla ağlıyorlar: sessizce, güzelce, yorgun samimiyetin ritminde. Sahnesiz bir rock yıldızı, sadece beyaz eldivenli, çok uzun zamandır kendisiyle gerçekten konuşmamış bir adam. Dünya biraz çarpık, renkler solmuş, ama karanlığın içinden bile ışık sızıyor - o “acı yaprakları”ndan, şarkıya dönüştürülmüş olanlardan.
Sözler ve çeviri
Orijinal
Depuis deux, trois soirs, j'parle plus à ma guitare. J'mets des gants blancs pour pas m'forcer la main.
En bon songwriter, je cherche, rêveur, à te retrouver dans un refrain.
Mais les houx boivent son temps de deuil, ont perdu toutes leurs feuilles.
La ballade a changé de parfum.
C'est une mélodie étrange passée du vert à l'orange.
L'été est un souvenir lointain.
Sur une tombe en flammes ou sous un oléoparque.
Quand ce monde s'égare, quand tu me dis : « Je pars ».
J'suis qu'un enfant qui pleure, déguisé en rockstar.
Est-ce que tu peux les voir, mes larmes sous les verres noirs?
Mes larmes sous les verres noirs.
Tu sais tous les airs, les cheveux en arrière, c'est pour pas que tu m'aimes un peu moins.
L'ivie de chanteur cherche jusqu'à pas d'heure à te retrouver dans un refrain.
Mais la paix est au cercueil, parolier fait blanche feuille entre guérisseur et assassin.
C'est une maladie étrange passée du vert à l'orange, dévisager le mystère en vain.
Sous l'emprise des arts qui s'en vont sans égard pour ce qu'on veut pouvoir, pour ce qu'on n'ose croire.
J'suis qu'un enfant qui pleure, déguisé en rockstar.
Est-ce que tu peux les voir, mes larmes sous les verres noirs?
Mes larmes sous les verres noirs.
Türkçe çeviri
İki ya da üç akşamdır gitarımla konuşmuyorum. Elimi zorlamamak için beyaz eldiven giyiyorum.
İyi bir şarkı yazarı olarak rüya gibi seni bir koroda bulmaya çalışıyorum.
Ama kutsal ağaçlar yas zamanlarında içiyorlar, bütün yapraklarını kaybetmişler.
Baladın tadı değişti.
Yeşilden turuncuya giden tuhaf bir melodi.
Yaz uzak bir hatıradır.
Yanan bir mezarın üzerinde veya bir oleoparcusun altında.
Bu dünya yoldan çıktığında, bana "Ben gidiyorum" dediğinde.
Ben sadece rock yıldızı gibi giyinmiş, ağlayan bir çocuğum.
Siyah gözlüklerin altındaki gözyaşlarımı görebiliyor musun?
Gözyaşlarım siyah gözlüklerin altında.
Bütün havayı biliyorsun, geriye atılan saçlar bu beni biraz daha az sevdiğin anlamına gelmiyor.
Şarkıcının sarmaşığı seni bir koroda bulmak için hiç vakit kaybetmeden arar.
Ama tabutta huzur var, söz yazarı şifacı ile suikastçı arasındaki boşluğu çiziyor.
Yeşilden turuncuya dönen, gizemine boş yere bakan garip bir hastalık.
Ne yapmak istediğimizi, neye inanmaya cesaret edemediğimizi umursamadan geçip giden sanatların etkisi altında.
Ben sadece rock yıldızı gibi giyinmiş, ağlayan bir çocuğum.
Siyah gözlüklerin altındaki gözyaşlarımı görebiliyor musun?
Gözyaşlarım siyah gözlüklerin altında.