Şunun daha fazla şarkısı: Mathea
Açıklama
Bazen gelecek çok uzak, geçmiş ise hatırlamaya değmeyecek kadar sıkıcı gelir. O zaman geriye sadece şu an kalır: gece, panoramik ışıklar, rüzgar, müzik ve yarını umursamayan iki kişi. Hedefsiz bir yere doğru giderler, çünkü hareket halindeyken nefes almak daha kolaydır.
Burada aşk, vaatler ve lirizmle ilgili değil, daha çok kalbin normalden biraz daha hızlı attığı risklerle ilgili. Her bakışta farların parıltısı, her dokunuşta biraz çılgınlık var. Dışarıdaki dünya, sanki arabanın camından bakıyormuş gibi bulanıklaşıyor, ama içeride saf bir özgürlük hissi kalıyor: sıcak, yanlış ve gerçek.
Sözler ve çeviri
Orijinal
Sie schaut durchs Panoramadach, wenn ich fahr'.
Weiß, alles, was ich hab, ist morgen noch da.
Nein, wir sind nicht normal, müssen Liebe mit gefahr'n.
Nein, denken nicht mehr nach, was gestern mal war. Sie schaut durchs Panoramadach, wenn ich fahr'.
Weiß, alles, was ich hab, ist morgen noch da. Nein, wir sind nicht normal, müssen
Liebe mit gefahr'n. Nein, denken nicht mehr nach, was gestern mal war.
Deine Hand auf meiner Haut.
Ich weiß nicht, wie du's machst, mein Herz schlägt nie so laut.
Wind in meinen Haar'n, ich seh' so pretty aus.
Fahr so weit du willst, ich steig' nie wieder aus.
-Immer wieder auf. -Ich seh' den Mondschein in dein'n
Augen. Nein, ich kann mich nicht mehr verlauf'n.
Was soll uns schon passier'n? Ab jetzt für immer hier.
Sechzehn, sind nicht schon so weit gelauf'n. Sie schaut durchs Panoramadach, wenn ich fahr'.
Weiß, alles, was ich hab, ist morgen noch da.
Nein, wir sind nicht normal, müssen Liebe mit gefahr'n.
Nein, denken nicht mehr nach, was gestern mal war.
Wir hab'n keine Zeit.
Horizont noch weit.
Fehlen in mei'm Schrank, yeah, doch du bist, was mir bleibt.
Wir sind nicht allein.
Genauso soll es sein.
Fühl' mich endlich frei, ja, will nur, dass es bleibt.
Ich seh' den Mondschein in dein'n Augen. Nein, ich kann mich nicht mehr verlauf'n.
Was soll uns schon passier'n? Ab jetzt für immer hier.
Sechzehn, sind nicht schon so weit gelauf'n.
Sie schaut durchs Panoramadach, wenn ich fahr'.
Weiß, alles, was ich hab, ist morgen noch da.
Nein, wir sind nicht normal, müssen Liebe mit gefahr'n.
Nein, denken nicht mehr nach, was gestern mal war.
Sie schaut durchs Panoramadach, wenn ich fahr'.
Weiß, alles, was ich hab, ist morgen noch da.
Nein, wir sind nicht normal, müssen Liebe mit gefahr'n.
Nein, denken nicht mehr nach, was gestern mal war.
Türkçe çeviri
Arabayı sürerken panoramik tavandan bakıyor.
Sahip olduğum her şeyin yarın da orada olacağını biliyorum.
Hayır normal değiliz, tehlikeyle sevişmek zorundayız.
Hayır, artık dün olanları düşünme. Arabayı sürerken panoramik tavandan bakıyor.
Sahip olduğum her şeyin yarın da orada olacağını biliyorum. Hayır normal değiliz, mecburuz
Tehlikeyle aşk. Hayır, artık dün olanları düşünme.
Elin cildimin üzerinde.
Bunu nasıl yaptığını bilmiyorum, kalbim asla bu kadar yüksek sesle atmaz.
Rüzgar saçlarımda, çok güzel görünüyorum.
İstediğin kadar sür, bir daha asla çıkamayacağım.
-Her zaman açık. -Seninkinde ay ışığını görüyorum
gözler. Hayır artık kaybolamam.
Bize ne olmalı? Artık sonsuza kadar burada.
On altı, henüz o kadar uzağa yürümedim. Arabayı sürerken panoramik tavandan bakıyor.
Sahip olduğum her şeyin yarın da orada olacağını biliyorum.
Hayır normal değiliz, tehlikeyle sevişmek zorundayız.
Hayır, artık dün olanları düşünme.
Zamanımız yok.
Ufuk hala geniş.
Dolabımda yok, evet ama sen elimde kalansın.
Yalnız değiliz.
İşte böyle olmalı.
Sonunda kendimi özgür hissediyorum, evet, sadece kalmasını istiyorum.
Gözlerinde ay ışığını görüyorum. Hayır artık kaybolamam.
Bize ne olmalı? Artık sonsuza kadar burada.
On altı, henüz o kadar uzağa yürümedim.
Arabayı sürerken panoramik tavandan bakıyor.
Sahip olduğum her şeyin yarın da orada olacağını biliyorum.
Hayır normal değiliz, tehlikeyle sevişmek zorundayız.
Hayır, artık dün olanları düşünme.
Arabayı sürerken panoramik tavandan bakıyor.
Sahip olduğum her şeyin yarın da orada olacağını biliyorum.
Hayır normal değiliz, tehlikeyle sevişmek zorundayız.
Hayır, artık dün olanları düşünme.