Açıklama
Bazı anılar su kokar. Nehir suyu gibi, serin, hafif demir tadı olan, güneş ve eski yaz vaatlerinin karışımı. Kıyıya vardığımızda, hayat sanki yeni bir yola girer - haber vermeden, uyarı olmadan. Sonra zaman işini yapar: saçları gümüşe çevirir, kumdan izleri siler, sadece hafif bir yankı bırakır, hâlâ kahkahalar ve su sesleri duyulur.
Yine de yılların emredemediği duygular vardır. Onlar sadece havada asılı kalırlar, sanki dün çalmış gibi sevilen bir melodi gibi. Acısız nostalji - fırtınadan sonraki akşam gibi sıcaktır. Geçmiş bırakmaz, ama baskı da yapmaz, sadece sessizce hatırlatır: nehrin akıp gittiği her şey tamamen yok olmamıştır.
Sözler ve çeviri
Orijinal
I was down by the river, down, oh. When I saw you at the shoreline, hey, hey.
I nearly drowned when I checked you out.
Then you left and it felt so right, mm.
Oh, it went so fast right from there.
We're ten years older now with gray locks in our hair.
And yet it feels like only yesterday, ooh, ooh, when I saw your pretty -face. -Your face, your face.
My God, it feels like only yesterday, ooh, ooh, like we're lost in time and space.
-Your face, your face. -You're like a dream I can't replace.
I was down by the river, down, oh.
Where the years have washed away, girl, mm, mm.
But every time that I see you now,
I feel the love we had that day, girl, oh. Oh, it went so fast right from there.
We're ten years older now with gray locks in our hair.
And yet it feels like only yesterday, ooh, ooh, -when I saw your pretty face. -Your face, your face.
My God, it feels like only yesterday, ooh, ooh, like we're lost in time and space.
-Your face, your face. -You're like a dream I can't replace.
Türkçe çeviri
Nehrin aşağısındaydım, aşağı, oh. Seni kıyı şeridinde gördüğümde, hey, hey.
Seni kontrol ettiğimde neredeyse boğuluyordum.
Sonra gittin ve bu çok doğru geldi, mm.
Oh, oradan çok hızlı geçti.
Artık saçlarımızda gri buklelerle on yaş daha yaşlıyız.
Ama yine de sanki daha dün gibi, ooh, ooh, senin güzel yüzünü gördüğümde. -Senin yüzün, senin yüzün.
Tanrım, sanki daha dün gibi, ooh, ooh, sanki zamanda ve mekanda kaybolmuşuz gibi.
-Senin yüzün, senin yüzün. -Değiştiremeyeceğim bir rüya gibisin.
Nehrin aşağısındaydım, aşağı, oh.
Yılların akıp gittiği yer kızım, mm, mm.
Ama şimdi seni her gördüğümde,
O gün yaşadığımız aşkı hissediyorum kızım, oh. Oh, oradan çok hızlı geçti.
Artık saçlarımızda gri buklelerle on yaş daha yaşlıyız.
Ama yine de sanki daha dün gibi geliyor, ooh, ooh, -senin güzel yüzünü gördüğümde. -Senin yüzün, senin yüzün.
Tanrım, sanki daha dün gibi, ooh, ooh, sanki zamanda ve mekanda kaybolmuşuz gibi.
-Senin yüzün, senin yüzün. -Değiştiremeyeceğim bir rüya gibisin.