Açıklama
Yapımcı: Riccardo Zamboni
Usta Mühendis: Riccardo Zamboni
Karıştırma Mühendisi: Bruno Barcella
Ses Mühendisi: Bruno Barcella
Kayıt Mühendisi: Bruno Barcella
Kayıt Mühendisi: Gregorio Conti
Baş Vokal: Andrea Casali
Grup Üyesi: Riccardo Zamboni
Grup Üyesi: Gregorio Conti
Grup Üyesi: Francesco Crovetto
Grafik Tasarımcı: Cabot Cove
Grup Üyesi: Andrea Casali
Besteci: Andrea Casali
Şarkı Sözü Yazarı: Andrea Casali
Sözler ve çeviri
Orijinal
Rompo il pomeriggio contro il muro della fabbrica, sotto il suo tetto scaleno.
Miro alla finestra, dimmi che rumore fa?
Se arriva ancora lontano, ora che il mio cuore è un sasso, la nostra faccia un vetro rotto, forse questo posto adesso ci somiglia di più.
Ma come inferriate scrostate che mostrano l'antiruggine, sotto la pelle sbucciata noi siam sempre quelli. . . per sempre.
Credo ancora nelle stelle che non vogliono cadere.
Vorrei esser come loro, mantenere la posizione, stare ad abbracciarci le ginocchia sui gradini ancora un po'.
E non importa se gli altri ci aspettano oppure no, oppure no.
Come le radici spingono da sotto, gonfiano l'asfalto, le nostre convinzioni, una fionda fatta con un ramo di castagno.
Puoi sentirle nelle ossa che fanno male se cambia il tempo.
Può tirare il vento, ma in fondo non le sposterà mai.
Perché siamo quelli che stanno sempre dalla parte dell'orso, quelli che sanno capire il suo fiato, vogliono sentire il suo morso.
Credo ancora nelle stelle che non vogliono cadere.
Vorrei esser come loro, mantenere la posizione, stare ad abbracciarci le ginocchia sui gradini ancora un po'.
E non importa se gli altri ci aspettano oppure no, oppure no.
Noi coi nostri spigoli, dentro gli angoli convessi, arroganti, ruvidi, con le punte nei contorni, nei triangoli dei tetti, sotto ai loro denti rotti, stiamo qui a bucare i giorni con il cuore e con i sassi.
Türkçe çeviri
Öğleden sonrayı fabrika duvarının çatısının altında geçiriyorum.
Pencereye nişan alıyorum, söyle bana ne ses çıkarıyor?
Hala uzaklara ulaşıyorsa, artık yüreğim taş, yüzümüz kırık cam olduğuna göre, belki de burası artık bize daha çok benziyor.
Ama paslanmaya karşı direncini gösteren soyulan korkuluklar gibi, soyulan derinin altında biz hep aynıyız. . . sonsuza kadar.
Hala düşmek istemeyen yıldızlara inanıyorum.
Ben de onlar gibi olmak, pozisyonu korumak, basamaklarda dizlerimizi biraz daha kucaklamak isterdim.
Başkalarının bizi bekleyip beklememesi de önemli değil.
Kökler aşağıdan ittikçe asfaltı, inançlarımızı, kestane dalından yapılmış bir sapanı şişiriyor.
Hava değişirse kemiklerinizin acıdığını hissedebilirsiniz.
Rüzgar esebilir ama sonuçta onları asla hareket ettiremez.
Çünkü her zaman ayının yanında olan, onun nefesini anlamayı bilen, ısırmasını hissetmek isteyen biziz.
Hala düşmek istemeyen yıldızlara inanıyorum.
Ben de onlar gibi olmak, pozisyonu korumak, basamaklarda dizlerimizi biraz daha kucaklamak isterdim.
Başkalarının bizi bekleyip beklememesi de önemli değil.
Bizler kenarlarımızla, dışbükey köşelerle, kibirli, kaba, konturlardaki noktalarla, çatıların üçgenlerinde, kırık dişlerimizin altında, kalbimizle, taşlarımızla günleri deliyoruz burada.