Şunun daha fazla şarkısı: Seni
Şunun daha fazla şarkısı: Inee
Şunun daha fazla şarkısı: SUSH1
Açıklama
Kalabalık haykırıyor, sahne parlıyor, ama içerde buz gibi bir boşluk var. Yüzlerce ses ellerini yukarı doğru uzatıyor, ama yine de sadece kendi yankıları duyuluyor. Sedefli vaatler paramparça oldu, kadehler kırıldı ve hiçbir yapışkan bant onları kurtaramaz. Burada vedadan söz edilmiyor, daha çok kalbin bir kasaya dönüştüğü ve anahtarı uzun zaman önce aşkın ötesinde bir şeyle birlikte gömüldüğü andan söz ediliyor. Ve sessizliğe boğulmamak için geriye sadece “na-na-na” diye şarkı söylemek kalıyor.
Ortak sanatçı: Seni, Inee, SUSH1
Ortak sanatçı: Seni
Ortak sanatçı: Inee
Yapımcı, ortak sanatçı: SUSH1
Besteci, söz yazarı: Inez Janiak-Mołęcka
Besteci: Maciej Suchodolski
Besteci, söz yazarı: Wojciech Kamiński
Sözler ve çeviri
Orijinal
Już nie usłyszę waszych słów, gdy spod sceny mnie woła tłum.
Tylko dla nich nucę na, na, na.
Nie przeszkadza mi wasz chód. Mam sto tysięcy bratnich dusz.
To tylko dla nich nucę na, na, na.
Teraz chodź do mnie, do mnie. Wierzę, że zrozumiemy się bez słów.
Do mnie, do mnie. Wierzę.
Nie wiem, czy chcę cię znać.
Czuję już tylko żal. Budzę się, kiedy śpisz.
Muszę znów się z tym kryć.
Nie wiem, jak miałbym spojrzeć ci w twarz.
Gdzieś w tłumie jest twój głos, ale nie słyszę nic.
Czułem na sobie wzrok, bo wiem, że chciałaś przyjść. Dałbym tobie te perły.
Widziałem was tu jak kiedyś. Nasze szklanki już pękły.
Nie posklejamy ich, choćby bardzo chciał. Nie wiem, czy chcę cię znać.
Czuję już tylko żal. Budzę się, kiedy śpisz.
Muszę znów się z tym kryć. Nie wiem, jak miałbym spojrzeć ci w twarz.
Nie ma deszczu, nie ma nas.
Nawet najmniejsze gesty dawniej karmiły tak jak krew. W oczach śnią się już łez.
Teraz mówi się trudno. Dziś mam serce jak sejf.
Klucz zakopany jest runo.
Nie spotkamy się.
Gęsta jest cisza, co otacza mnie.
Tak zaczynam każdy dzień.
Nie wiem, czy chcę cię znać.
Czuję już tylko żal. Budzę się, kiedy śpisz.
Muszę znów się z tym kryć. Nie wiem, jak miałbym spojrzeć ci w twarz.
Türkçe çeviri
Kalabalık beni sahnenin altından çağırdığında artık senin sözlerini duymayacağım.
Sadece onlar için mırıldanıyorum na, na, na.
Yürüyüşün umurumda değil. Yüzbinlerce ruh eşim var.
Sadece onlar için na, na, na diye mırıldanıyorum.
Şimdi bana gel, bana. Birbirimizi kelimeler olmadan anlayacağımıza inanıyorum.
Bana, bana. inanıyorum.
Seni tanımak isteyip istemediğimi bilmiyorum.
Artık sadece pişmanlık duyuyorum. Sen uyurken ben uyanıyorum.
Tekrar saklamam gerekiyor.
Yüzüne nasıl bakacağımı bilmiyorum.
Sesiniz kalabalığın arasında bir yerde ama hiçbir şey duyamıyorum.
Bakışların üzerimde olduğunu hissettim çünkü gelmek istediğini biliyordum. Bu incileri sana verirdim.
Seni daha önce olduğu gibi burada gördüm. Camlarımız çoktan kırıldı.
O istese bile onları birbirine yapıştırmayacağız. Seni tanımak isteyip istemediğimi bilmiyorum.
Artık sadece pişmanlık duyuyorum. Sen uyurken ben uyanıyorum.
Tekrar saklamam gerekiyor. Yüzüne nasıl bakacağımı bilmiyorum.
Yağmur yok, biz yok.
En küçük jestler bile insanı kan gibi besler. Zaten gözlerinizde yaşlar var.
Şimdi bunu söylemek zor. Bugün kalbim bir kasa gibi.
Anahtar yapağının içine gömülü.
Buluşmayacağız.
Beni çevreleyen sessizlik yoğun.
Her güne böyle başlıyorum.
Seni tanımak isteyip istemediğimi bilmiyorum.
Artık sadece pişmanlık duyuyorum. Sen uyurken ben uyanıyorum.
Tekrar saklamam gerekiyor. Yüzüne nasıl bakacağımı bilmiyorum.