Şunun daha fazla şarkısı: Adi Nowak
Şunun daha fazla şarkısı: ANTISOCIAL
Açıklama
Bir zamanlar “high” kelimesi sadece neşe anlamına geliyordu - okul zili, teneffüste kahkahalar ve sıra altında saklanan sakız gibi. Şimdi ise, neşeli bir ritimle paketlenmiş endişe verici bir teşhis. Esprili sözler ve kendini yok etme arasında garip bir hassasiyet beliriyor: sanki gülüyor, ama yine de hüzünlü.
Dünya, anlamı çoktan yitirilmiş bir partide vinil plak gibi hızla dönüyor, ama müzik hala çalıyor. Gökkuşağının tüm renklerinde haplar, ölüm şakaları ve satır aralarında felsefe - deniz çalkantılı olsa bile akıntıya kapılmayı bilenler için bir kokteyl. Bu şarkıda yorgunluk ve mizah o kadar sıkı sarılmışlar ki, hangisinin hangisini teselli ettiğini anlamak mümkün değil.
Sözler ve çeviri
Orijinal
Kiedy byłem na zwale i byłem w podstawówce oznaczało to uśmiech, a nie, że jestem martwy prawie. Gdy jestem gównem, choć się czuję kozakiem. Boję się, że on już wie.
Boję się, że ona wie, że gram rolę, jakbym miał pada w dłoni.
A kto na to patrzy, to mi nie robi ziomek. To mi nie.
Schowany pod parasolem, bo pada na głowę od pożądania stawiam żądania jak Jopek. Ty rozebrana jak przy rosole awokado buddy.
Zrobiłem z niej guacamole. Jej body leży na podłodze. Jupijej!
Wady będą przerobione, lecz ja za nią tego nie zrobię. Mam swoje. Jej zdrady.
Co mnie obchodzi jej koleś. Gdy już nauczy się kochać, będzie mi jej wybaczone.
Póki co tonie.
Kiedy byłem na zwale i byłem w podstawówce, oznaczało to uśmiech, a nie, że jestem martwy prawie. Gdy jestem gównem, choć się czuję kozakiem.
Boję się, że on już wie. Boję się, że ona wie.
Kiedy byłem na zwale, gdy byłem w podstawówce, oznaczało to uśmiech, a nie, że jestem martwy prawie.
Gdy jestem gównem, choć się czuję kozakiem. Boję się, że on już wie. Boję się, że ona wie, że gram.
To za mało dla mnie, żeby hulało, żeby się działo chce. Zawijam stówkę.
To moje działo na zawistnych chujków. Choć wyzywają od ćwunków. Weź, ty kogo by to ruszało te.
Gdy mówi to jeden z drugim co dzień przetrwają bez faja i kawy i cukru.
Więc niech ci powiedzą, że sami nie ćpają. Niech se pierdolną w lep.
Niech wygadają się konfesjonałom. Ty co co rano odwiedzają sklep.
Nie osiągniemy never land raju, lecz nie daje osąd też.
Kto nam pomoże, jeśli sobie sami nie damy ratunku?
Türkçe çeviri
Depresyondayken ve ilkokuldayken bu bir gülümseme anlamına geliyordu, neredeyse ölmek üzere olduğum anlamına gelmiyordu. Bok olduğumda, kendimi tam bir baş belası gibi hissetmeme rağmen. Korkarım o zaten biliyor.
Korkarım elimde bir gamepad varmış gibi davrandığımı biliyor.
Ve ona bakan bana hiçbir şey yapmaz dostum. Umurumda değil.
Şemsiyenin altına saklanıp, arzudan tepetaklak olduğum için Jopek gibi taleplerde bulunuyorum. Buda'nın avokado çorbası gibi soyundun.
Onunla guacamole yaptım. Elbisesi yerde yatıyor. Evet!
Kusurlar düzeltilecek ama bunu onun için yapmayacağım. Benim de var. Onun ihanetleri.
Onun nesi umurumda ki dostum? Sevmeyi öğrendiğinde affedilecektir.
Şimdilik batıyor.
Depresyondayken ve ilkokuldayken bu gülümsemek anlamına geliyordu, neredeyse ölmek üzere olduğum anlamına gelmiyordu. Bok olduğumda, kendimi tam bir baş belası gibi hissetmeme rağmen.
Korkarım o zaten biliyor. Korkarım biliyor.
İlkokuldayken depresyonda olduğumda bu gülümsemek anlamına geliyordu, neredeyse ölmek üzere olduğum anlamına gelmiyordu.
Bok olduğumda, kendimi tam bir baş belası gibi hissetmeme rağmen. Korkarım o zaten biliyor. Korkarım oyunculuk yaptığımı biliyor.
Eğlenmek, bir şeylerin gerçekleşmesi benim için yeterli değil. Yüz tanesini paketliyorum.
Bu kıskanç sik kafalılar için benim silahım. Bana gerizekalı deseler bile. Hadi ama bundan kim rahatsız olur ki?
Bunu söylediklerinde içlerinden biri her gün sigara, kahve ve şeker olmadan hayatta kalıyor.
O halde size kendilerinin uyuşturucu kullanmadıklarını söylesinler. Kendilerini daha iyi becersinler.
Bırakın itirafçılarla konuşsunlar. Her sabah mağazayı ziyaret ediyorsunuz.
Hiçbir zaman cennete varamayacağız ama hüküm de vermeyeceğiz.
Kendimizi kurtarmazsak bize kim yardım edecek?