Şunun daha fazla şarkısı: BLANCO
Açıklama
Sanki aşk hakkında her şey çoktan anlaşılmış gibi, ta ki siren sesleriyle ve bir yerde samimiyetin dozunu kaçırdığı hissiyle gelene kadar. Sözler doğrudan karından, kafadan değil, fırlıyor, ama kalp sanki başkalarının iplikleriyle dikilmiş gibi artık karşılık vermiyor. Yine de kahkaha geri döner, isterse morlukla, yorgunlukla, top gibi olan yabancı bir çiçekle olsun. Bu şarkıda acı bir drama değil, oyunun bir parçası: doksan yaşında ağlayabilir, sevebilir ve kendine gülebilirsin. Her şey karıştı: gurur, hassasiyet, saçmalık. Ama bu kusurlu karışımın içinden bir yerden aniden bir sıcaklık beliriyor, o sıcaklık ki uğruna "Seni seviyorum, garipsin" diye bağırmaya değerdi.
Sözler ve çeviri
Orijinal
Sono stanco, son Riccardo, son di fretta.
C'è mia mamma a casa che non mi aspetta.
Sono Blanco, sono stato pure in vetta.
Ho toccato il cielo e il dito si raffredda.
Non ho firmato per una vita in diretta.
Ogni donna che ho abbracciato non l'ho stretta.
Non sento più il brivido, ora c'ho il livido.
E io dovevo dirtelo, ma dirtelo di pancia. Non puoi rifarti il cuore come ti rifai le labbra.
E mi hai chiamato un taxi, è arrivata un'ambulanza.
Mi hai detto che hai scoperto che si piange anche a novanta. Quindi non c'è limite.
Posso ancor urlartelo: "Ti amo, sei strana".
Torni a sorridere.
Era quello che mi interessava.
Anche una scusa non regge più.
Io sono questo, mi hai scelto tu.
Io sono quello che il bello lo calpesta.
Io sono questo, una bambola di pezza.
Uno tra tanti nell'occhio del ciclone.
Non arrabbiarti, quel fiore era un pallone.
Uno di quelli che bucano a un signore.
E vincere, vincere, vincere non è destinazione.
E io dovevo dirtelo, ma dirtelo di pancia.
Non puoi rifarti il cuore come ti rifai le labbra. E mi hai chiamato un taxi, è arrivata un'ambulanza.
Mi hai detto che hai scoperto che si piange anche a novanta.
E quindi non c'è limite.
Posso ancor urlartelo: "Ti amo, sei strana".
Torni a sorridere.
Era quello che mi interessava.
Türkçe çeviri
Yorgunum, ben Riccardo'yum, acelem var.
Annem evde ve beni beklemiyor.
Ben Blanco'yum, zirveye bile çıktım.
Gökyüzüne dokundum ve parmağım soğudu.
Ben canlı bir hayata kaydolmadım.
Sarıldığım her kadını tutmadım.
Artık ürpertiyi hissetmiyorum, artık bir morluğum var.
Sana söylemem gerekiyordu ama hemen söyleyeyim. Dudaklarını yeniden yaptığın gibi kalbini de yeniden yaratamazsın.
Ve sen bana taksi çağırdın, ambulans geldi.
Doksan yaşında bile ağlayabildiğini keşfettiğini söylemiştin bana. Yani herhangi bir sınır yok.
Hala sana şunu haykırabilirim: "Seni seviyorum, sen tuhafsın".
Tekrar gülümsüyorsun.
Beni ilgilendiren de buydu.
Artık bahane bile geçerli değil.
Bu benim, sen beni seçtin.
Güzelliği ayaklar altına alan benim.
Ben buyum, bir bez bebek.
Fırtınanın gözündeki birçok kişiden biri.
Kızmayın, o çiçek bir balondu.
Bir beyefendiyi delenlerden biri.
Ve kazanmak, kazanmak, kazanmak hedef değil.
Sana söylemem gerekiyordu ama hemen söyleyeyim.
Dudaklarını yeniden yaptığın gibi kalbini de yeniden yaratamazsın. Ve sen bana taksi çağırdın, ambulans geldi.
Doksan yaşında bile ağlayabildiğini keşfettiğini söylemiştin bana.
Ve böylece hiçbir sınır yoktur.
Hala sana şunu haykırabilirim: "Seni seviyorum, sen tuhafsın".
Tekrar gülümsüyorsun.
Beni ilgilendiren de buydu.