Şunun daha fazla şarkısı: JANEK.
Şunun daha fazla şarkısı: Paluch
Şunun daha fazla şarkısı: shhieda
Şunun daha fazla şarkısı: .voodoo people
Açıklama
Kafamın içinde gürültülü bir parti var ve kimse müziği kapatmıyor. Şeytanlar isimlik takar, kolunun altından girer, içki doldurur, fısıldar: "Hadi, gel, yapabilirsin." Akşam çoktan sabaha dönmüş gibi ama yine de bu garip otomatik pilotta yaşama hevesi bırakmıyor. Sarhoş eden alkol değil, "konuya hakim" olma alışkanlığıdır, içten içe her şey grevdeki lastikler gibi yanarken bile tökezlememektir. Ruh nefes almak, çözülmek istiyor ama molanın yerine, sağlık için yeni bir kadeh ve sesinde biraz öz-ironi var. Çünkü nasıl olur da olmaz: hayat bir balodur ve orkestranın susmaya hiç vakti yoktur.
Sözler ve çeviri
Orijinal
Gdybym tylko umiał uśpić moje demony, może wtedy byłoby prościej, ale kusi mnie z każdej strony. W głowie strajk, palą się mózgowe opony. Mówią musisz.
Dawaj, dawaj Janek, musisz. Chodź na stronę.
Do opowiedzenia mamy sobie trochę.
Będzie miło, no bo zawsze było miło i przyjemnie.
Jak prawdziwy Polak polewam kolejkę. Z telefonu leci Niech żyje bal. No bo życie jest balem.
Graj ostatni kawałek. Graj na pożegnanie. Graj.
Orkiestra ostatnia opuszcza statek.
Gdybym tylko umiał uśpić moje demony, może wtedy byłoby prościej.
Ale kusi mnie z każdej strony. W głowie strajk, palą się mózgowe opony. Mówią musisz.
Dawaj, dawaj Janek, musisz. Chodź na stronę.
Do opowiedzenia mamy sobie trochę.
Nikt mi nie mówił, co muszę. Zawsze wiedziałem to sam.
Życia scenariusze kruche jakby były ze szkła. Serce podpowiada, w której mamy drużynie grać.
Zasad gry nie uczą nas.
Cały czas maksimum skupienia.
A ja chciałbym czasem wyparować. Przecieka czas jak szkocka przy jesieniach.
W sercach zima, szron i lód.
Bo dzisiaj nic nie wraca, gdy jest ciemno.
A z demonami chcemy być na elo.
Zdrowia i hajsu — każdy toast brzmi.
Rozwody i powroty. Fura w kedo. Nie ludzie, a przedmioty rany leczą.
Usiądź wygodnie, lej opowiem ci.
Gdybym tylko umiał uśpić moje demony, może wtedy byłoby prościej.
Ale kusi mnie z każdej strony. W głowie strajk, palą się mózgowe opony.
Mówią musisz. Dawaj, dawaj Janek, musisz. Chodź na stronę.
Do opowiedzenia mamy sobie trochę.
Türkçe çeviri
Keşke şeytanlarımı dindirebilseydim, belki daha kolay olurdu ama her yönden cezbediliyorum. Kafamda bir darbe var, beyin lastiklerim yanıyor. Mecbursun diyorlar.
Hadi, hadi Janek, bunu yapmak zorundasın. Siteye gelin.
Anlatacak küçük bir hikayemiz var.
Güzel olacak çünkü her zaman güzel ve hoş olmuştur.
Gerçek bir Polonyalı gibi, turun üzerine su döküyorum. Yaşasın top telefonda oynanıyor. Aslında hayat bir toptur.
Son parçayı çal. Hoşçakal oyna. Oynamak.
Orkestra gemiyi terk eden son kişidir.
If only I could put my demons to rest, maybe then things would be easier.
Ama her yönden cezbediliyorum. Kafamda bir darbe var, beyin lastiklerim yanıyor. Mecbursun diyorlar.
Hadi, hadi Janek, bunu yapmak zorundasın. Siteye gelin.
Anlatacak küçük bir hikayemiz var.
Kimse bana ne yapmam gerektiğini söylemedi. Bunu her zaman kendim biliyordum.
Hayat senaryoları sanki camdan yapılmış gibi kırılgandır. Kalbimiz bize hangi takımda oynamamız gerektiğini söyler.
Bize oyunun kurallarını öğretmiyorlar.
Her zaman maksimum konsantrasyon.
Ve bazen buharlaşmak istiyorum. Zaman sonbahardaki viski gibi akıp gidiyor.
Kış, don ve buz yüreklerimizde.
Çünkü bugün hava kararınca hiçbir şey geri gelmiyor.
Ve şeytanlarla elo'da olmak istiyoruz.
Sağlık ve para; her kadeh kaldırma kulağa hoş gelir.
Boşanmalar ve geri dönüşler. Sepet kedo'da. Yaraları iyileştiren insanlar değil nesnelerdir.
Arkanıza yaslanın ve size anlatayım.
Keşke şeytanlarımı dindirebilseydim, belki o zaman her şey daha kolay olurdu.
Ama her yönden cezbediliyorum. Kafamda bir darbe var, beyin lastiklerim yanıyor.
Mecbursun diyorlar. Hadi, hadi Janek, bunu yapmak zorundasın. Siteye gelin.
Anlatacak küçük bir hikayemiz var.